Kardeşiniz Şansınızdır…
- ipekliihayat
- 28 Ara 2020
- 2 dakikada okunur
Bir Cuma vakti... Hoca minareden göğü inleten sesiyle huşu içinde okuyor ezanı...
Davet ediyor sanki... Gönüllere dokunuyor sesi, insanı kendinden alıp götürüyor uzaklara... Kolunda çantası yorgun adımlarla ve bir o kadar da telaşla işe yetişmek için yürümeye başlıyor kız... Kafasında yapması gerekenlerin listesi, başında geceden kalma uykusuzluğun verdiği ağrıyla... Bir anda ezan sesine karışan okulun zili ile dalıp gittiği düşüncelerden sıyrılıp kendine geliyor... Zili duyan öğrenciler programlanmış gibi aynı anda doluşuyor çıkış kapısına... Ellerinde hırka ya da montlarla gözleri kapıda anne babalar ilişiyor gözüne... Farklı bir heyecanla bekliyorlar çocuklarını... Kapıda beliren çocuklarına kendilerini gösterme çabasına giriyorlar bir bir... Kendini çocuğuna göstermeyi başaran anne ya da babanın yüzündeki tebessümün tarifi yok... Çocuğunun elinden tutan anne ya da baba okulda neler yaşamış bugün öğrenci dinleye dinleye evin yolunu tutmaya hazırlanıyor... Hemen önünde kardeşinin elini sıkı sıkıya tutmuş bir kız çocuğu ilişiyor gözüne... Kendinden emin ama bir o kadar da tedirgin... Abla olmanın verdiği yükü de taşıyor sanki biraz... Annesinin evden çıkarken verdiği öğütleri hafızasına kazıyan ve onları bir kanun niteliğinde uygulamaya çalışan bir kız... Kendisine verilen emaneti, kardeşini eve sağ salim götürme derdinde... Kardeşi de ablasının sorumluluğunun farkında, gözünün içine bakıyor. Ne dese yapacak, sözünden çıkmayacak bir halde... Tebessümle onları izlediğini fark ediyor kız ve geçmişin hafızasında canlandığını... Yıllar önce tıpkı önünde ilerleyen kız ve çocuk gibi, kardeşi ile okul yolunu birlikte arşınladığı günleri hatırlıyor... Komşu çocukları ile merkezde olan okula gidip gelişlerini, abla olduğu için kardeşinin elini sımsıkı tutması gerektiğini, yol parasını çantasında özenle saklayıp minibüs şoförüne gururla uzatışını, kimi zamanda uyanık komşu çocuklarının çiğköfteye olan merakının kurbanı olup yol parası ile aldırdıkları acı çiğköfteleri yiyemeyip eve yürüyerek dönmek zorunda kalışlarını... En çokta bazen okul çıkışı ile babasının iş çıkışının denk geldiği minibüs durağında karşılaşıp eve beraber dönüşleri, çocuk olmanın verdiği saflıkla babasına bir şeyler aldırmadan eve dönmedikleri günleri... Daha bir yayılıyor yüzüne tebessümü... Bir dönem elinden tuttuğu sonra yan yana yürümeyi öğrendiği ve daha sonrasında arkasında bir güç olarak gördüğü kardeşi ile ne de güzel günler geçirdiğini fark ediyor... Beraber yaptığı uzun yolculukları, mutluluğu da acıyı da paylaşımlarını, kimselere açmadıkları yüreklerini sadece birbirine açtıklarını, beraber buldukları çözümleri, birbirinden güç aldıkları anları ve hala da aynı iki küçük kardeş gibi ellerini sımsıkı tuttuklarını... Gözlerinin dolduğunu, sevinçle gururu aynı anda yaşadığını hissediyor... Adımları onu ulaşacağı yere getirirken kendisini geçmişe, o güzel günlere götüren iki küçük kardeşin arkasından minnetle bakıyor... Her durumda varlığını hissettiğim bir dönem elinden tutup ablalık yaptığım daha sonra sırtımı dayadığım, güç aldığım, bana dost, arkadaş ve kardeşten çok koruyuculuğu ile ağabey olan, canım kardeşime...
MELİKE KIRTAY KARA

Comments