BEKLERKEN
- ipekliihayat
- 21 Ara 2020
- 3 dakikada okunur
Sabah saat 07.16
Koşar adım çıkıyor evden bir telaş...
Evin karşısında duran otobüs durağına geldiğinde saat 07.18’i gösteriyor,
-Tüh diyor üç dakika ile kaçırdım, alarm çaldığında beş dakika ertelemeseydim şimdi otobüsteydim... Hayıflanmak fayda etmiyor, durakta bulunan sefer saatlerini incelemeye başlıyor. Bir sonraki otobüsün on iki dakika sonra geleceğini görüyor, işe on beş dakika geç kaldığının ispatı niteliğinde.
Durakta bos bulduğu yere oturuyor, durumu kabullenmiş olmanın biraz huzursuzluğu biraz rahatlığı ile.
Yanında oturan adama ilişiyor gözü, hala uykulu esneyip duruyor, bir yandan da yıllardır çalışmaktan şikayetçi homurdanıyor...
Biraz ileri de kucağında kızı bir adam beliriyor, bir telaş yaklaşıyor.
-Hastaneye giden otobüs buradan mı geçiyor? diye soruyor. Hep bir ağızdan ‘’evet’’ diyor duraktakiler.
-Randevumuz varda geç kalağız galiba, diyor çocuğu işaret ederek...
Çocuk uyuyor adamın kucağında olanlardan habersiz...
Oturduğu yerden hemen doğrulup yer veriyor adama. Adam koşturmaktan nefes nefese kalmış, soluklanmak iyi geliyor.
Saatine bakıyor henüz sekiz dakikası var otobüsün, içi birden sıkılıyor. Şimdi patrona geç kalma gerekçesini nasıl açıklayacak zaten aksi bir adam hiçbir şeye tahammülü yok diye de içinden geçirmeden edemiyor...
Yaşlı bir karı koca beliriyor ilerden, adamın elinde bir baston kadının elini sıkı sıkıya tutmuş ağır adımlarla yaklaşıyorlar. Adam selam veriyor duraktakilere ve gideceği yerin otobüsünü soruyor ‘’buradan mı geçiyor?’’ Diyor ’’evet ‘’diyorlar.
- Emekli maaşını çekmeye gidiyoruz da dönüşte de torunlara bir şeyler bakacağız, bizden geçti artık her şey çocuklar için diyor yaşlı adam, hanımı da başıyla destekliyor adamı.
Durak, otobüs saatinin yaklaşmasına yakın epey kalabalıklaşıyor... Durağın dışında, elleri cebinde saçları gelişi güzel toplanmış, gözleri ağlamaktan şişmiş, burnu kızarmış ama dik durmaya çalışan bir genç kız ilişiyor gözüne. Durağın camına yaslanmış öylece sabit bir noktaya bakıyor, kim bilir neler geçiyor aklında.
Otobüs görünmeye başlıyor, herkeste bir hareketlenme... Yaşlı çiftte, kucağında çocuklu adamda, kendi dünyasına dalmış olan kızda birden doğruluyor... Ufak bir itiş kalkış, otobüs şoförünün sabırsızlığı, çocuğun biranda uykudan uyanıp mızmızlanması, yaşlı çiftin ‘’la havle’’ çekmesi eşliğinde biniliyor otobüse. Herkeste oturacak yer bulma telaşı ve çabası...
Neyse ki yaşlı çiftte, kucağında çocuk olan adamda bir yer bulabiliyor kendine. Kızsa en arkalarda pencere kenarında bir yer buluyor kendine ve takıyor kulaklıklarını, herkesle irtibatını koparmak istercesine ve başını cama dayıyor, dalıp gidiyor uzaklara...
Yaşlı çift maaşı aldıktan sonra neler yapacaklar, hangi toruna ne alacaklar heyecanlı bir sohbete dalıp giderken, çocuk babasının omzunda tekrardan uykuya dalıyor.
Otobüs bir sonraki durakta duruyor. Bir kadın akbilini cihaza uzatıyor, o da ne? Bir den yetersiz bakiye diyen bir ses yükseliyor, kadın tedirgin ‘’ Hay aksi! şimdi inip doldurmaya kalksam bir sonraki otobüsü beklemem gerekecek’’ bir umut otobüsün içine yönelip ‘’Fazla akbili olan var mı?’’ diye seslenirken bir yandan da çantasından bozuk paraları çıkarmaya çalışıyor. Önce kimseden ses çıkmıyor sonra bir kez daha umutsuzca sesleniyor ve arkadan biri gönderiyor akbili... Rahat bir nefes alıyor.
Ve bir sonraki durak orta yaşlı bir kadın biniyor bu defa ve oturan gençlere şöyle bir göz ucuyla bakıyor, biri de kalkıp yer verir mi ümidiyle... Gençlerden kimi kafasını cama doğru çevirmiş görmemezlikten geliyor, kimi ise uyku durumda... Kadın iç geçiriyor ve tutunarak arkaya doğru ilerliyor.
Birkaç durak sonra şoför ‘’ Hastane de kim inecekti?’’ diye sesleniyor, Adam hemen doğrulup ‘’Benim, ben’’ deyip hızlı adımlarla kapıya yöneliyor.
Ve yaşlı çift sesleniyor şoföre ‘’Oğlum bizim durağı unutma!’’
-Tamam bey amca diyor şoför, arkaya doğru ilerleyelim ön kapıda durmayalım diye de kalabalığa seslenmeyi ihmal etmiyor.
Yedinci durağın sonunda iniyor genç ve koşar adımlarla iş yerinin yolunu tutuyor. Aklında bir yandan patronundan yiyeceği fırça, diğer yandan bugün durakta ve otobüste şahit olduğu insan manzaraları ve hayatlar...
MELİKE KIRTAY KARA

Comments