BACASI TÜTEN EV
- ipekliihayat
- 18 Ara 2020
- 2 dakikada okunur
Bir Pazar sabahı…
Saat 11.00
Uykunun mahmurluğu üzerinde gözlerini zor açıyor. Başucunda duran telefonu alıyor, gelen bildirimlere şöyle bir göz atıp doğruluyor yataktan.
Sanki onca saat uyumamış gibi bir gözü yastığında. Saatin ilerlediğini düşünüp vazgeçiyor tekrar uyuma isteğinden.
Musluğun sıcak su tarafını çevirip gelen ılık su ile yüzünü yıkamaya başlıyor. Ama ılık suyun uykusunu açmayacağı pek belli. Ani bir hamle ile musluğu soğuk su tarafına çevirip hızlı hızlı soğuk suyu yüzüne çarpıyor.
-Bak işte bu iyi geldi diyor, Aynadaki suretine.
Mutfağa yöneliyor…
Su ısıtıcısına su doldurup düğmesine basıyor. Güzel bir Pazar kahvaltısı iyi gider diye düşünüyor. Bir anda hazırlayacağı yiyeceklerin listesini yapıyor bile aklından.
Mutfak balkonunun kapısına yöneliyor. Karşı apartmanın çatısında bir bacanın tüttüğünü görüyor. Önce kısa bir şaşkınlık geçiriyor ama yüzünde oluşan gülümseme ile açıyor kapıyı.
Hava soğuk ve hafif rüzgarlı.
Yüzüne çarpan rüzgar da hafif bir is kokusu. Gözleri nemleniyor bu koku ile.
Ne kadar da tanıdık, ne kadar da ondan bir parça bu sabah, bu tüten baca….
Yüzündeki mutluluk ve özlemle geçmişe gidiyor düşünceleri…
Bir Pazar sabahı…
Sabahın erken saatleri. Mevsim kış.
Bir oda, dört kardeş, yan yana yapılmış yer yatakları. Yünden yapılmış yastık ve yorganlar…
Annesinin sesine uyanıyorlar. Üzerinde el örgüsü mavi kalın hırkası, elinde bir kova odun ve kömürle sobanın başında duran annesi.
Yüzünde sabah mahmurluğunun aksine mutlu bir ifade, gözlerinin içi gülüyor.
Öncelikle sobanın altında birikmiş külleri boşaltıp kovaya dolduruyor, sonra büyük bir özenle odunları yerleştiriyor sobaya, tutuşturuyor bir kibritle kağıdı ve odunların üzerine bırakıyor.
Odunlar tutuşsun diye birkaç kez ateşi üflemeyi de ihmal etmiyor.
Yatakta kıpırdanmaya başlayan çocuklarına dönüp ‘’soba tutuşup, oda ısınana kadar çıkmayın yataktan’’ diyor.
Dinliyorlar annelerinin sözlerini…
Gece yakılan sobanın etkisi çoktan geçmiş, oda oldukça soğuk.
Soba yanmaya başlayınca annesi çaydanlıkları getirip yerleştiriyor üzerine…
Odanın ısındığına emin olan çocuklar bir bir çıkıyor yataktan ve toplanıyor yer yatakları.
Sobanın üzerinde fokurdayan çaydanlık, kızaran ekmeklerle enfes bir kahvaltıya dönüşüyor.
Yer sofrası başında toplanıyor tüm aile.
Neşe içerisinde yapılıyor kahvaltı.
Günün Pazar olduğunun, kahvaltının Pazar kahvaltısı olmasının bir önemi yok.
Odanın ısınması, ekmeklerin soba üzerinde kızartılması, hep beraber sofraya oturulup keyifle yenilmesi o anı değerli kılan.
Çocuklarda bir kıpırdanma başlıyor yine.
Kahvaltı biter bitmez alıyorlar soluğu sokakta.
Gün onlar için yeni başlıyor.
Az önce odanın soğu yüzünden yataktan çıkmayan onlar değil sanki. Üzerlerinde atkı ve bereler, ellerinde eldivenlerle arkadaşlarının yanına koşuyorlar.
Mahalle üzerinde bir is kokusu. Tüm bacalar tütüyor.
Soğuk hava umurlarında değil dalıyorlar oyuna…
Isıtıcının uyarı sesi ile bir anda sıyrılıyor düşüncelerinden.
Bacası tüten evin çatısına bir kez daha bakıyor, is kokusunu yıllar önceki çocuk gibi içine çekip mutfağa yöneliyor.
Ekmek kızartma makinesine yerleştirip ekmekleri, basıyor düğmesine.
Cılız bir ses tonuyla ‘’hey gidi günler’’ diye mırıldanıyor…

Melike Kırtay Kara
Comments