top of page

ANNEME

Okulun ilk günü...

Mavi önlüğümün üzerine kendi elleriyle ördüğü, kolaladığı bembeyaz yakalığı özenle takıyor annem... Saçlarımı daha bir özenle tarayıp örüyor... İçimde tarifi mümkün olmayan bir heyecan biraz da korku, karışık duygular içerisinde yerimde duramıyorum....

Elimden sıkıca tutuyor ve okulun yolunu tutuyoruz...

Otobüsten iniyoruz daha bir sıkı tutuyorum elinden... Yol boyunca nasihat veriyor annem. Okula gidip gelirken dikkat etmem gerekenleri bir bir sıralıyor... Annemi dinlerken bir taraftan da okul yolunu ezberlemeye çalıyorum... Çünkü üçüncü günün sonunda komşu çocukları ile gidip geleceğim okula...

Şimdiki gibi her gün annenin elinden tutup okul çantanı da annene taşıtmak gibi bir durumun yok.

Okulun önüne geldiğimizde hayretle açılıyor gözlerim. Taş bir bina tarih kokan cinsten...

Tahta merdivenleri, koca koca sınıfları ile gözümde ne de çok büyütüyorum bu yapıyı...

Sıraya girip girmediğimizi hatırlayamıyorum ama sınıfın en ön sırasına oturtuşunu hatırlıyorum beni annemin...

Herkes anne ya da babası ile gelmiş.

Biraz merakla birazda ürkekçe etrafa göz gezdiriyorum... Ve nerdeyse herkes ağlıyor, annesinden ayrılmak istemiyor...

Ağlamalı mıyım? Ne yapmalıyım? Karar veremiyorum, sadece izliyorum...

Sarı saçları, siyah dar eteği ve topuklu ayakkabıları ile öğretmenimiz dolaşıyor sıraları, bir bir teselli etmeye, susturmaya çalışıyor çocukları...

Annemin yanına gelişini hatırlıyorum. Nasıl diyor? Beni işaret ederek.

Annemin sözünü dün gibi hatırlıyorum ‘’diğer çocukların ağlamasından biraz etkilendi ama bir sıkıntı yok, şuan duruyor’’ diyor. Öğretmende bu durumdan gayet memnun ‘’çok iyi, çok iyi’’ diyor ve diğer öğrencilerle ilgilenmek için uzaklaşıyor...

Her sabah beni okula uğurlarken ‘’dikkatli git gel kızım, dersini iyi dinle’’ tarzındaki nasihatları alarak hayatımın her döneminde bana gerekli olanı bir bakışından çıkardığım birçok hayat tecrübesi ile bugünlere gelmeme sebebim oluyor annem...

Hayatımdaki yerini nasıl anlatmam gerektiğini şimdi bile bilemiyorum...

Çocukken geçirdiğimiz anneler gününü hatırlıyorum...

Sabahın erken saatinde babamın elinden tutup çarşıya gidişlerimizi öncesinde güzel bir çiçek ve hediye alışımızı ve dönerken şehrin meşhur börekçisinden aldığımız börekleri... Biz dönene kadar hazırlanmış olan kahvaltı sofrasında keyifle kahvaltı yapışlarımızı ve annemin gözlerindeki mutluluğu...

Zaman geçti, belki şartlar değişti. O börekçi çok uzaklarda kaldı belki ama eskimeyen tek şey annemin hayatımdaki yeri... Her adım attığımda onayını almak zorunda hissedişim kendimi, en sıkıntılı anlarımda saatin, mekanın önemi olmadan ona ulaşabilmenin rahatlığı ve o onaylarsa her şeyin mümkün olabileceğine olan inancım...

Çok şükür...

Ve artık bende bir anneyim...

Çok tarifsiz bir duyguymuş annelik bunu anladım... Kendinden önce birini düşünmek onun için kendini yaşamak zorunda hissetmek, gözlerinin içine bakıp gülümsemesini dünyalara değişemeyeceğin, canı yandığında senin aynı acıyı yüreğinde hissetmenin tarifi yokmuş...

Şimdi oğlumla yaşadığım her anda ‘’anne olunca anlarsın’’ sözünün doğruluğunu ispatlar niteliğinde yaşıyorum...

Ve annelik makamına olan saygım her geçen gün artıyor.

Tüm annelerimizle şükranla…

Anneler gününüz, günümüz kutlu olsun...



 
 
 

Son Yazılar

Hepsini Gör

Comments


Abonelik Formu

Gönderdiğiniz için teşekkür ederiz!

©2020, İpekli Hayat tarafından Wix.com ile kurulmuştur.

bottom of page